Nerina Azad
 
Nerina Azad
Bir müddet önce toplanan Kürdistan sosyalist Partisi-PSK Merkez Komitesi, bölge, Türkiye ve Kürdistan’daki siyasal gelişmeleri de değerlendirdi ve aşağıdaki bildiriyi kamuoyuna sunmayı karar altına aldı.

Ortadoğu gibi kaygan olan ve siyasal dengelerin sık sık değiştiği bir bölgede yürütülen Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesi tüm zorluklarlara, engeller ve baskılara karşın ilerlemeye devam ediyor. Kürdler bu amansız mücadelede en büyük gücü, davalarının haklı olmasından almaktadırlar. Ama haklı olmak başarı için yeterli olmamaktadır. Başarı için çağı ve bölgemizdeki gelişmeleri iyi okumak, çağdaş değerleri öne çıkartıp buna uygun yöntemlerle mücadeleyi yükseltmek de gereklidir.

Bundan böyle de Kürd sorununun barışçıl ve diyalog yolu ile çözümü için mücadelede kararlı olan PSK, Kuzey Kürdistanlı yurtsever örgütlere özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinde el ele verme çağrısını yineler.

MİT-İmralı diyaloğu ile başlayan süreç, bazan tıkanmalar ve sorunlar yaşansa da devam ediyor. MİT-İmralı diyaloğ sürecinin başarısı büyük oranda AK Parti hükümetine bağlıdır. AK Parti hükümeti sürecin kazasız belasız sonuçlandırılması için, Kürd sorununun barışçıl ve diyalog yolu ile çözülmesinin yolunu açacak ve demokratikleşme sürecini güçlendirecek adımlar atmalıdır. Bu çerçevede AK Parti hükümetinin açıkladığı son paketi “Yetmez Daha Fazlası Gerekli” şiarı ile karşılayan PSK, AK Parti hükümetini, sürece dair daha cesur ve kararlı olmaya, PKK’ye gerginliği artıran tehdit dilini bir kenara bırakmaya, süreci zora sokacak tavır ve davranışlardan uzak durmaya çağırır.

Süreç için en büyük tehlikelerden birisi de Gever de olduğu gibi olası provokasyonlardır. PSK, AK parti hükümetini Gever’de yaşanan provokasyonda yer alan devlet ve güvenlik görevlilerini açığa çıkartıp gerekli olanları yapmaya, başta PKK olmak üzere tüm yurtsever güçleri provokasyonlara karşı duyarlı davranmaya, haklı tepkilerini şiddete başvurmadan, barışçıl yol ve yöntemlerle dile getirmeye çağırır.

Abdullah Öcalan’ın Mam Celal Talabani ve Kak Mesud Barzani’ye yazdığı mektuplarda barış konusunda girişimlerde bulunmalarını talep etmesinin yanısıra, süreç nedeniyle gerillaların Güney kürdistan’a çekilmeleri nedeniyle, Güney Kürdistan Siyasi Önderliği, MİT-İmralı diyaloğu ile başlayan sürecin dolaylı ya da dolaysız taraflardan birisidir. Bazılarının iddilarının aksine Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani’nin Amed ziyareti, MİT-İmralı diyaloğu ile başlayan sürecinin yararınadır.

Bölge Başkanı Mesud Barzani’ye, Amed ziyareti nedeniyle PKK çevresinden yapılan küfür, hakaret ve saldırıları protesto eden PSK, PKK yönetimini bu ve benzeri konularda duyarlı davranmaya, tabanının, Kürdistani örgütler arasındaki ilişkileri gerginleştirecek söylem ve eylemlerden uzak durmalarını sağlamaya çağırır.

Türkiye Güney Kürdistan ilişkilerinin gelişmesi, sadece her iki ülkenin çıkarına olmakla kalmayacak, bölgede huzur ve güvenin sağlanmasına da katkıda bulunacaktır. Bu nedenle Güney Kürdistan-Türkiye ilişkilerini başından itibaren destekleyen, iki hükümet arasında imzalanan son petrol ve gaz anlaşmasının, bu ilişkilerde önemli bir aşama olarak değerlendiren PSK, taraflara ilişkilerin ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel alanlarda daha da geliştirme çağrısında bulunur.

Suriye’de, ülkenin yıkımına, tarifsiz acılara neden olan iç savaş ve çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan diplomatik girişimler devam ediyor. Bu çerçevede yapılması planlanan BM gözetimindeki Cenevre-2 toplantısı barış konusunda yeni bir umuttur. Güney Batı Kürdistanlı yurtsever güçlerin ortak talepler ve delegasyonla Cenevre-2 toplantısına katılmaları, ülkemizin bu parçasında de facto oluşan özgür ortamın korunmasına yardımcı olacaktır. PSK bu nedenle Güney Batı Kürdistanlı yurtsever güçleri Cenevre-2 toplantısına birlikte katılmak amacıyla işbirliği yapmaya çağırır, Kürdistan Bölge Başkanlığı’nın bu konuda başlattığı girişimi destekler.

Güney Batı Kürdistan’da oluşan de facto durumu başından itibaren destekleyen PSK, bu durumun bir statüye kavuşturulması için bu parçadaki yurtsever güçleri el ele vermeye çağırır. PKK-PYD çevresinin tek yanlı girişimleri, kendisi dışındaki yurtsever örgüt ve partilerin çalışmalarını engellemeleri, üye ve sempatizanlarına baskı uygulayıp tutuklaması, yurtsever güçlerin iş ve güç birliği önündeki en büyük engellerden birisidir.

PKK-PYD çevresini bu olumsuz tavırlarından vazgeçmeye çağıran PSK, tarafları Hewlêr Anlaşması’nın gereklerini yerine getirmeye çağırır, Kürdistan Bölge başkanlığı’nın ENSK-Suriye Kürd Ulusal Meclisi ve EGRK- Batı Kürdistan Halk Meclisi’ni yanyana getirmeyi amaçlayan son girişimini destekler.

“Ilımlı” Ruhani’nin devlet başkanlığına seçilmesi, nükleer programını uluslararası denetime açması ve bu konuda 5+1 ülkeleri ile yaptığı anlaşma nedeniyle uluslararası kamuoyunda olumlu tepkiler alan İran İslam Cumhuriyeti, Kürdlerin ulusal demokratik haklarını tanımamaya devam ediyor, başta Kürd gençleri olmak üzere muhaliflerini idam etmeye hız vermiş bulunuyor. İran’da hemen hergün onlarca kişinin idam edilmesini protesto eden PSK, İslam Cumhuriyeti’ni idamları durdurmaya, uluslararası kamuoyunu idamlar karşısında sessiz kalmamaya çağırır.

Aralık 2013

Tarih: 18-12-2013 15:45

Devamını Oku...
Nerina Azad
17 Aralık 1945'te bir gurup yurtsever Kürt genci Mahabad'ta Mahkeme binasının gönderine Kürt bayrağını diktiler.

Tarih: 17-12-2013 21:49

Devamını Oku...
Nerina Azad
Anayasa Mahkemesi’nin Mustafa Balbay’a tahliye kapısını aralayan kararının ardından, gözler BDP ’li milletvekilleri İbrahim Ayhan, Selma Irmak, Faysal Sarıyıldız, Gülser Yıldırım ile Bağımsız Milletvekili Kemal Aktaş hakkında Diyarbakır’dan çıkacak karara çevrildi. Hafta içi BDP’li Ayhan hakkında, Cumhuriyet Savcısı Hasan Özçelik tahliye talebinde bulunmuştu.

Ancak Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan tutuklu milletvekilleri Sarıyıldız, Irmak ve Aktaş’a ilişkin Cumhuriyet Savcısı Mehmet Şahin’in avukatlara, “Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı olmadan mütalaa hazırlamam” dediği belirtilmişti. Balbay hakkında beklenen gerekçeli karar önceki akşam açıklandı. Anayasa Mahkemesi’nin Balbay kararının gerekçelerinin Resmi Gazete ’de yayımlanmasının ardından avukatlar ilgili mahkeme ve savcılar gerekçeli kararı sundu.
4 BDP’li ve bir bağımsız milletvekili hakkında kararın, diğer milletvekilleri ile ilgili mütalaanın sunulmasının ardından önümüzdeki hafta verileceği öğrenildi. Cumhuriyet savcısının, diğer milletvekilleriyle ilgili mütalaasını pazartesi sunacağı belirtildi. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, tahliye kararı bekleyen tutuklu vekillerini ziyaret etti.

Tarih: 14-12-2013 11:11

Devamını Oku...
Nerina Azad
Tarih, 4 Kasım 1993. Dönemin başbakanı Tansu Çiller bir basın açıklaması yaptı ve dedi ki:

“Türkiye, milis hareketi niteliğine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketiyle karşı karşıyadır. PKK’nın haraç aldığı işadamları ve sanatçılarının isimlerini biliyoruz, hesap soracağız.”

Bu açıklamadan sonra, aralarında Fevzi Aslan, Salih Aslan, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım, Hacı Karay, Yusuf Ekinci, Namık Erdoğan, Medet Serhat, Faik Candan gibi isimlerin bulunduğu şahıslar İstanbul ve Ankara’da kaçırılıp öldürüldü.

Cinayetlerin Çiller’in bahsettiği listeyle ilgisi olduğu şüphesi hiç kaybolmadı.

Üstüne üstlük bu cinayetler hakkında etkin bir soruşturma yapılmadı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ekinci cinayeti soruşturulmadığı için Türkiye’nin yaşam hakkını ihlal ettiğine karar verdi.

2011 Şubat ayında, Yusuf Ekinci’nin ölüm yıldönümünde yakınlarını siyasi cinayetlerde kaybetmiş ailelerin oluşturduğu Toplumsal Bellek Platformu bir suç duyurusunda bulundu.

Savcı, suç duyurusunda bahsedilen bazı delilleri toplamaya başladı. Bu sırada 2011 Mart’ında Kazlıçeşme’de yapılan Newroz kutlamalarında o kutlamalara katılması hiç beklenmeyen biri vardı. Eski Özel Harekât polisi Ayhan Çarkın. Yaptıklarından dolayı Kürtlerden özür diliyordu.

Çarkın, Radikal gazetesine bir röportaj vererek birçok cinayetteki rolünü itiraf etti.

Yusuf Ekinci’nin oğlu avukat Sertaç Ekinci, bu itiraf üzerine Çarkın’ın dinlenmesi için bir dilekçe verdi.

Çarkın’ın ifadesi alındı ve eski Özel Harekât polisi birçok cinayet hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Ayhan Çarkın tutuklandı.

Kısa bir süre sonra Çarkın’ın cinayetleri beraber işlediklerini söylediği 6 eski Özel Harekât polisi daha tutuklandı.

Çarkın’ın ifadeleri sonucunda aralarında kamuoyunda bilinen Namık Erdoğan, Medet Serhat, Mecit Baskın, Savaş Buldan cinayetlerinin de olduğu 15 cinayet, soruşturma dosyasına eklendi.

Sonra bir şeyler oldu. Mahkeme resen Çarkın haricindekilerin tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Dosyanın savcısı değişti, özel yetkileri alındı ve spor savcılığına getirildi.

Soruşturma gizli olduğu için yaklaşık bir buçuk sene pek bilgi edinilemedi. Çarkın, itirafları uyuşturucu etkisinde verdiğini söylemeye başladı.

Soruşturulan cinayetlerden Mecit Baskın cinayeti zamanaşımına uğramak üzereydi. Yeni gelen savcı dava açtı.

İddianamede diğer cinayetlerin de daha sonra ek iddianameyle davaya ekleneceği belirtiliyordu.

Mehmet Ağar daha önce silahlı örgüt yöneticisi olmaktan ceza almış. Kısa bir süre hapishanede kalıp adli kontrolle serbest bırakılmıştı.

Adli kontrol hükümleri nedeniyle bu iddianamede adı şüpheli geçtiği için tekrar hapse girmesi gerekecekti.

Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, mahkeme davayı esastan incelemeye karar verdiğinden, şimdilik daha önceki suçunun kalanını yatmak için hapishaneye girmekten kurtuldu.

Savcı, iddianamesini verdikten sonra değiştirildi. Soruşturma dosyası üçüncü bir savcıya devredildi.

Yaklaşık iki hafta önce şimdilik sadece Mecit Baskın’la sınırlı olan davanın ilk duruşması yapıldı. Mehmet Ağar doktor raporuyla duruşmaya katılmadı. Mahkeme, Çarkın’ın akli melekelerinin yerinde olup olmadığının tespiti için Adli Tıp’a sevk edilmesine karar verdi.

Duruşma 19 Şubat’a ertelendi.

Şubat ayına kadar ek iddianame verilmezse zamanaşımına girecek cinayetler var.

Bütün cinayetler ek iddianameyle davaya dahil edilecek mi?

Davanın savcısı daha kaç kere değiştirilecek? Davanın savcısı neden sürekli değiştiriliyor?

Ağar cezasının geri kalanını hapishanede geçirecek mi?

Ağar bu davada neler söyleyecek?

Cinayetlerin Susurluk bağlantısı ortaya konabilecek mi?

Devlet, cinayetlerden arınma iradesini gösterebilecek mi? Yoksa neredeyse bütün diğer cinayetler gibi “Ankara’nın dehlizlerinde kaybolmayacak” denildikten sonra bu dava da sonuçsuz mu kalacak?

Dehlizler önümüzde. Bu labirentten çıkmak için kamuoyu baskısı şart.

Tarih: 14-12-2013 11:07

Devamını Oku...
Nerina Azad
Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin tutuklu Milletvekili Mustafa Balbay hakkında verdiği karardan sonra Diyarbakır Barosu, BDP'li tutuklu milletvekilleri Selma Irmak (Şırnak), Faysal Sarıyıldız (Şırnak), İbrahim Ayhan (Şanlıurfa), Gülser Yıldırım (Mardin) ve Kemal Aktaş'ın (Van) tahliye edilmeleri için Diyarbakır'da yargılandıkları 5 ve 6'ncı Ağır Ceza Mahkemelerine başvuruda bulunmuştu.

Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Mustafa Uğur Kabasakal, tutuklu BDP Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım'a ilişkin mütalaasını tamamlayarak mahkeme gönderdi. Savcı matlaasında Anayasa Mahkemesi'nin Balbay hakkındaki kararına atıfta bulunup, uzun tutukluluk süresi ve Yıldırım'ın seçilmiş kişi olduğuna atıfta bulunarak tahliye talebinde bulundu.

Daha önce de savcı BDP'nin tutuklu yargılanan Şanlıfurfa Milletvekili İbrahim Ayhan'ın için tahliye talebinde bulunmuştu. Diğer tutuklu milletvekilleri Faysal Sarıyıldız, Selma Irmak ve Kemal Ektaş için savcılar bugüne kadar bir talepte bulunmadı.

İki milletvekili için yapılan tahliye talebini mahkeminin önümüzdeki günlerde değerlendireceği belirtildi.

Tarih: 13-12-2013 21:21

Devamını Oku...
Nerina Azad
Dergi, 'Kim galip gelecek?' başlıklı yazısında Erdoğan ve Gülen arasındaki son zamanlarda gerginleşen ilişkilerin sonunda kimin kazanacağı sorusunu irdeledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın son 10 yıllık iktidarı süresince en büyük başarısının orduyu siyasetten uzaklaştırmak olduğu bunu da Cemaat’in desteğiyle yaptığı ifade edilen yazıda şimdilerde Erdoğan’ın eski müttefikine karşı bu ilişkiyi güç göstergesine döndürdüğü ve Erdoğan’ın otoriterizme doğru sapan yönetimini durdurabilecek tek gücün de Fethullah Gülen olabileceği aktarıldı.

Dergi, önümüzdeki yıl mart ayında yapılacak belediye seçimlerinde Gülen’in Erdoğan’a destek verip vermeyeceği konusunda, 'Gülen Cemaatini Erdoğan’a karşı harekete geçirecek mi? Eğer böyle olursa Cemaatin desteği AK Parti ’den İstanbul ’u almaya yetecek mi ? ve Erdoğan’ın Türkiye ’nin ilk seçimle iş başına gelen başkanlık hayaline ne olacak?' sorularını sordu.

Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu’nun 25 Ağustos 2004 yılındaki MGK toplantısında 'Fethullah Gülen grubuna ait kurumların faaliyetlerinin engellenmesi için, Ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır' kararının altında Başbakan Erdoğan’ın imzası olduğunu ortaya çıkarmasının medyaya yansıyan gizli belgelerden biri olduğu belirtilen yazıda, 'Baransu ve Taraf gazetesini hedef almak Başbakan’ın muhalif sesleri tıkamasının başka bir örneği' ifadesi kullanıldı.

Dergi, Erdoğan’ın Gülen Cemaati’ni neden bu zamanda hedef aldığı konusunda şu değerlendirmeyi yaptı:

'En olası yanıt Erdoğan başkanlık seçimlerinden önce onlara elini göstermek istiyor. Giderek paranoya gösteren Başbakan, Gülen- İsrail itilafının onu koltuğundan etme peşinde olduğuna inanıyor. Erdoğan’ın şüpheleri Gülen’in 2010 yılında Türkiye’nin İsrail ile kopan ilişkileri konusundaki eleştirileriyle daha da arttı.'

Yazı şöyle sonlanıyor:

'Kimin galip geleceğini söylemek için çok erken. Gülen, son vaazında bazı uzlaştırıcı söylemlerde bulundu. Son anketler AK Parti’nin hala yüzde 50’nin desteğini aldığını gösteriyor. Gülen’e yakın insanlar cemaatin imajının acı çektiğini ve kendi iç hesaplaşmalarını yaptığını onaylıyor. Kabahatini çok nadir kabul eden Erdoğan, daha ılımlı davranmalı. Böylece Türkiye daha mutlu ve daha demokratik bir yer olur.'

Tarih: 13-12-2013 19:36

Devamını Oku...
Nerina Azad
Van Üşümesin. Onlara yalnız olmadıklarını hissettirelim...

Tarih: 12-12-2013 20:55

Devamını Oku...
Nerina Azad
Sitemiz yayın hayatına başladığında Kurdistan-post.eu, dengeazad.com, dengeagiri.com ve kurdistan-aktuel.org sitelerinin de aralarında bulunduğu bir çok Kürdistani dost sitenin dayanışma ve birlik ruhunu öne çıkaran hoşgeldin mesajları ile karşılandı. Tüm dostlarımıza gerek sitelerinde Nerinaazad.com'un yayın hayatına başladığına dair yayınlanan haberleri ve gerekse bizlere şifaen ilettikleri başarı dilekleri için teşekkür ediyoruz.

Dengeagiri.com ile Dengeazad.com sitelerinde sitemiz Nerinaazad.com ile ilgili çıkan başarı temennisi içeren haberlerin dostça ve demokratik hoşgörü çerçevesinde yapıldığından en ufak bir kuşkumuz yok. Ancak bu haberlerde gözden kaçan küçük ama bizce önemli bir ayrıntının düzeltilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Nerinaazad.com PWD'nin resmi yayın organı olarak değil, Kürt ve Kürdistani temelde, demokratik hoşgörü ve saygı çerçevesinde bir yaklaşımı esas alarak 4 parçadaki tüm Kürdistanlıları kucaklamayı hedeflemiş özgür bir düşünce platformu olma iddiası ve ilkesi ile yayın hayatına başlamıştır.

Kapımız demokrasi ve tölerans kültürünü özümsemiş her Kürdistanlıya açıktır ve açık kalacaktır.

PWD'yi kuran ve bu yapı içerisinde yer alan arkadaşların da burada yazması bu ilkemizin doğal fıtratına uygun bir durumdur.

Nerinaazad.com'un yayıncılık anlayışında tüm Kürdistani örgütlenmelere eşit bir mesafede bulunacağını hep birlikte göreceğiz. Bu anlayışla PWD yapısı içinde yer alan arkadaşların da yazar kadromuzda bulunmasının Nerinaazad.com'u PWD kurdu yorumlanması doğru değildir. Her iki dost sitedeki arkadaşlarımızın da bu ayrıntıyı gözden kaçırdıklarının farkındayız ve bu durumu kendilerine bu açıklama öncesinde ilettiğimizin de bilinmesini istiyoruz.

Bu düzeltmeyi saygılarımızla sunarız...

Tarih: 12-12-2013 11:18

Devamını Oku...
Nerina Azad
Nerina Azad


İnsan Hakları Derneği (İHD) 10 Aralık İnsan Hakları Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, 2013 yılında başta işkence olmak üzere toplanma ve gösteri hakları ihlallerinde adeta patlama yaşandığını belirtti. Kürtlere yönelik siyasi suçlamalardan dolayı 1.280 kişinin gözaltına alındığını ve bunların 445’inin tutuklandığını kaydeden İHD, gösteriler sırasında 15 kişinin katledildiğini ve son iki ayda 225 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

“İnsan Hakları Evrensel Bildirge’sinin kabul edilişinin 65. yıl dönümünde insan hakları değerleri için halklar ve toplumlar tarafından direnme hakkının kullanılarak etkili mücadeleler yürütülmeye devam ettiğini görüyoruz” denilen yazılı açıklamada Kürt sorununa dikkat çekti.

İHD, “Devletler tarafından uygulanan politikaların insan hakları değerlerinde yarattığı aşınmaya karşı insanlığın onur mücadelesi devam ediyor" diyerek şunlar ifade etti:

"10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin başlangıç bölümünde insanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan onurun ve bunların eşit ve devredilmez haklarının tanınmasının, dünyada özgürlüğün, adaletin ve barışın temeli olduğuna, insanın zulüm ve baskıya karşı son çare olarak hakları korunmuyor ise direnme hakkına başvurmak zorunda kalabileceğini belirtmiştir. 2013 yılında gerek Türkiye’de gerekse de Ortadoğu’da barış için mücadele edildiğine, zulüm ve baskıya karşı ise aktif direnme hakkının kullanıldığına tanıklık ediyoruz."

İHLALLERDE ADETA PATLAMA YAŞANDI

“Maalesef 2013, ülkemizde de ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir yıl olmuştur” denilen açıklama da Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi genel sorununun en önemli halkası olan Kürt Sorunu’nun barışçı yollardan çözümüne yönelik çabaların artması ve buna bağlı olarak savaş/çatışma nedeniyle kimsenin ölmemesi olumlu bir gelişme olarak kaydedildi.

Bununla birlikte Taksim Gezi Parkı protestoları süreci başta olmak üzere tüm toplumun maruz kaldığı polis şiddetine dikkat çeken İHD, 2013 yılında başta işkence olmak üzere toplanma ve gösteri hakları ihlallerinde adeta bir patlama yaşandığını vurguladı.

İHD Gezi olayları ile ilgili şunlara yer verdi: Taksim Gezi Parkı Protestoları süreci başta olmak üzere tüm toplumun maruz kaldığı polis şiddeti sonucu 2013 yılında ülkemizde başta işkence olmak üzere toplanma ve gösteri hakları ihlallerinde adeta bir patlama yaşanmıştır. Emniyet yetkililerinin açıklamalarına göre Türkiye’nin 80 ilinde 112 gün boyunca yaklaşık 3 milyon 600 bin kişinin sokağa çıkmasıyla gerçekleşen, belki de Cumhuriyet tarihinin en büyük toplumsal hareketliliklerinden biri olan Gezi Parkı Protestoları sürecinde polisin aşırı/ölçüsüz/orantısız şiddeti sonucu başta yaşam hakkı ve işkence yasağı ihlali olmak üzere çok ağır insan hakları ihlalleri yaşanmıştır.”

GÖSTERİLERDE 15 KİŞİ KATLEDİLDİ

2013 yılı ihlallerinden dolayı yaşamını yitirenlerle ilgili istatistiklere yer verilen açıklama şöyle devam etti: “İHD ve TİHV Dokümantasyon Merkezleri’nin verilerine göre 1 Ocak – 30 Kasım 2013 tarihleri arasında: Kolluk güçlerinin yargısız infazı, dur ihtarına uyulmadığı gerekçesiyle veya rastgele ateş açması sonucu 25 kişi, gösterilerde 15, faili meçhul cinayet sonucu 7, Cezaevlerinde çeşitli nedenlerle 25 kişi yaşamını yitirdi.

Türkiye 2013 yılında işkence gördüğü gerekçesiyle İnsan Hakları Vakfı'na (TİHV) 884 kişi İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) ise 338 kişi başvuruda bulundu. (Bu sayı Gezi Parkı Protestoları sürecinde gerçekleşen işkence vakalarını kapsamamaktadır.)”

2013'ün Kürt Sorunu’nun barışçıl ve demokratik yollardan çözümü için ciddi adımların atıldığı bir yıl olduğunu ifade eden İHD, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile devlet görevlileri arasında başlayan diyalog üzerine KCK’nin 8. ateşkesi ilan ettiği ve Şubat ayından beri silahlı çatışmaların yaşanmadığına dikkat çekti.

İnişli çıkışlı bir seyir izleyen diyalog ve çözüm sürecinde gelinen aşamada yaşanan tıkanıklıklara karşın 18 Ocak 2013 tarihinden bu yana doğrudan çatışma/savaş nedeniyle hiç kimsenin ölmemesinin olumlu karşılandığı İHD açıklamasında, devlet saldırılarında ölen insanlarla ilgili istatistiklere yer verildi:

“Özellikle 6 Aralık 2013 tarihinde Hakkari Yüksekova’da 2 kişinin güvenlik görevlileri tarafından infaz olarak nitelendirebileceğimiz şekilde öldürülmesi, güvenlik görevlilerinin hastane ortamı dahil yaygın şiddet uygulamaları son derece kaygı verici olup, mutlaka etkin bir şekilde soruşturulması gereken bir olaylardır.

İHD ve TİHV Dokümantasyon Merkezleri’nin verilerine göre; 2013 yılında çatışmalar nedeniyle 34 kişi yaşamını yitirmiş, 8 kişi de yaralanmıştır. Kara mayınlarının patlaması sonucu 7 kişi yaşamını yitirirken 18 kişi de yaralanmıştır."

SON İKİ AYDA 225 GÖZALTI

İHD, "Anadil hakkının kullanımını, Kürt dilinin kullanımını yasal güvenceye alan yaşamsal değişiklikler yapılmamıştır, konu hala siyasetin malzemesi olarak kullanılmaktadır" diye eklerken, 2013 yılında örgütlenme faaliyetlerine yönelik insan hakları ihlallerine de değinildi.

Kürtlere yönelik siyasi suçlamalardan dolayı 1.280 kişinin gözaltına alındığı ve bunların 445’inin tutuklandığını kaydeden İHD, yılın ilk 9 ayında bu Kürt siyasetine yönelik operasyonlarda 164 kişinin gözaltına alındığı belirtirken, yaşanan artışa dikkat çekmek için sonraki iki ayda ise 225 kişinin gözaltına alındığını söyledi.

1.288 KİŞİYE 2.502 YIL HAPİS

Açıklamada, önemli bir kısmı KCK davalarından olmak üzere 1288 kişiye toplam 2.502 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası verildiği bildirildi.

Yine Türkiye sivil toplum ve sendika üyelerine yönelik baskılara dikkat çeken İHD açıklamasında; “KESK’in 12’si kadın, 35’i erkek olmak üzere toplam 47 yönetici ve üyesi, ÇHD’nin genel başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ve avukat olan diğer 8 yönetici ve üyesinin tutuklu” olduğuna dikkat çekildi.

ARTIK BASIN OTOSANSÜR YAPIYOR

İHD açıklamasının düşünce, ifade ve inanç özgürlüğü kısmında Türkiye’nin durumunun kaygı verici olduğu belirtildi. Açıklama şöyle devam etti: “2013 yılı düşünce ve ifade özgürlüğü alanında meydana gelen ihlaller, özellikle Gezi Parkı Protestoları sürecinde yaşananlar, düşünce ve ifade özgürlüğünün basın, örgütlenme, toplantı ve gösteri yapma özgürlükleri ile yakından ilişkili olduğunu ve birlikte değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Gezi Parkı Protestoları sürecinde siyasal iktidar tarafından medyanın oto sansür yapması istenmiş, halkın haber alma hakkı adına alanda görev yapan gazetecilere/muhabirlere baskı uygulanmış ve polis şiddetini tüm çıplaklığı ile yansıtmaları engellenmiştir. Bu çerçevede pek çok gazeteci polisin aşırı/ölçüsüz/orantısız şiddetine maruz kalarak yaralanmış, tartaklanmış, dövülmüş, gözaltına alınmış ve görev yapmaları engellenmiştir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin açıklamalarına göre bu tür uygulamalara maruz kalan basın çalışanı sayısı 100’e yakındır.

Bu yıl içinde de gazeteci, yazar, insan hakları savunucusu vb. çok sayıda kişiye davalar açılmış, dergi ve kitaplar toplatılmış, gazeteler kapatılmıştır. Hapisteki gazeteci sayısında önceki yıllara göre 2013 yılında bir azalma olmamıştır. Ancak bu konuda yapılan spekülatif tartışmalar nedeniyle kesin bir rakam verebilmek zordur. Bununla beraber Türkiye’nin dünya çapında cezaevinde en çok gazetecinin olduğu ülkelerden biri olduğunu söyleyebiliriz."

İHD, "2013 yılında da Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı talepleri yerine getirilmemiştir. Bunun yanı sıra başörtüsü yasağının resmi olarak kaldırılması önemli bir gelişme olarak kaydedilebilir" diye ekleid.

Tarih: 10-12-2013 14:33

Devamını Oku...
Nerinaazad.com Yazarları
KAPAT
KAPAT